 |
|
Beyoğlu'nda; İstanbul'un kalbinde, Türkiye'nin
kültür ve sanat merkezinde yaşıyorum.
İlçem; Beyoğlu Belediyesi, İstanbul
Büyükşehir Belediyesi, sivil inisiyatif,
hükümet ve uluslararası
kuruluşların organizasyonlarına ev
sahipliği yapıyor. Toplantı, sergi, panel,
sempozyum, bienal denince akla, Beyoğlu geliyor.
Beyoğlu; milyonlarca insanın, hayatına
katkı sunuyor. Milyonlarca insan, enerjisini bizden
alıyor. Sahip olduğumuz bu zenginliğin, her
geçen gün şehrimi daha vazgeçilmez, daha
hayatın merkezinde, daha zengin yaptığını
yaşayarak görüyorum.
Bir şehir, insana sunduğu katma değer
ölçüsünde şehirdir. Hizmet, doğrudan
ya da dolaylı olarak insanın hayatını
kolaylaştırdığı oranda anlamlıdır.
Gezecek yer, yemek yenecek mekân, ibadethane,yollar,kaldırımlar, evler, iş yerleri, ulaşım
hizmetleri, bilişim faaliyetleri, huzur, sükûnet,
güvenlik şehri anlamlandırır. Bunlar
olmayınca, bunlar eksik kalınca, insan için
şehir gittikçe anlamını yitirir.
Varlığını devam ettiremez.
Şehir insan varsa anlamlıdır. Aksi takdirde, bir
şehirden bahsetmek zaten mümkün değildir.
Şehirlere, bu anlamı da insanlar katar. Yani
etkileşimli bir iletişim söz konusudur.
Şehrin duruşunu sakinlerinin duruşu belirler.
Sakin, düzeyli, birikimli, değerli, diğergam ise
yaşayanlar, şehir de o ölçüde sakin,
düzeyli, birikimli, diğergamdır. Arzu etmesek
de, akside pek tabi mümkündür.
Bu, evrensel bir durum; yerel yöneticinin mutlak hizmet
alanlarını tespit etmektedir. Bir; şehre
yapılmak suretiyle insana yapılan hizmetler.
İki; doğrudan insan için üretilmekle
birlikte, şehre yapılan hizmetler.
Edebali'nin "İnsanı yaşat ki devlet
yaşasın sözünü" bu duruma
uyarlayacak olursak sonuç şudur:
"İnsanı yaşat ki şehir
yaşasın", "Şehri yaşat ki insan
yaşasın". Her ikisi de biz yerel yöneticiler için temel düstur niteliği
taşımaktadır.
İstanbul, geçtiğimiz günlerde Urban Age
İstanbul Konferansı'na ev sahipliği
yaptı. Şehir ve insan merkezli pek çok
önemli başlığı, dünyanın
önde gelen otoriteleri ile masaya yatırdık,
tartıştık. Konferans'ta, ilgimi çeken en
önemli başlık; "Şehirler ve Sosyal
Sermaye" oldu. Bu iki kavramın birbirine ne denli girift, ne denli etkileşimli olduğunu bir kez daha
bütün çıplaklığıyla
gördüm. Oluşturmuş olduğumuz,
yönetim birikiminin ne denli kuşatıcı
ve evrensel olduğuna bir kez daha şahit oldum.
Başka başlıklar altında da olsa,
aynı konu üniversitelerin de gündeminde. New
York Columbia Üniversitesi öğretim üyelerinden
Prof.Dr. Saskia Sassen: The American Annals of the Political and
Social Science adlı yıllık
yayının 2009 sayısında
''stratejik şehir'' ve
''yaratıcı zümre''
kavramlarını incelerken şöyle diyor;
''Yüz yüze iletişimin ve yeni ekonomik
sektörlerde yaratıcı zümrelere duyulan
ihtiyacın gereği olarak, şehirler
1980?lerden bu yana stratejik birimler haline geldiler.
Aslında bu gelişmeler de daha derinlerdeki
yapısal bir dönüşümün
neticesidir''
Tespite dikkat edilirse; yüz yüze iletişim,
iletişimden doğan sektörler, üretken
insan gücü, insan hayatında şehirlerin
stratejik önemi, şehirlerin
bugününü geçmişlerine
borçlu oldukları kavramlarının
altı çizilmektedir.
Deforme etmiş olsak ta, Edebali'den
ödünç aldığımız söylem
bütün bunları ve daha
fazlasını içeriyor.
600 yıl önce İbn-i Haldun, Sassen'in
henüz bugün ifadelendirdiği bu
kavramların altını bakın nasıl
çiziyor: "Şehirlerarası iş
bölümünün esası doğal
kaynaklar değil, şehir ahalisinin sahip olduğu
becerilerdir." İbn-i Haldun'un ifadelerinde şehirler
için olmazsa olmaz olan: iş
bölümü, kendinden menkul değerler,
şehir halkının oluşturduğu
katma değer, şehirlerarası ilişkiler,
öne çıkmanın, var olmanın
şartlarını bütün
çıplaklığıyla özlemleyebiliyoruz.
Profesör Sassen'in oluşturduğu Küresel
Stratejik Şehirler Listesinin ilk iki
sırasını Londra ile New York
paylaşıyor. Türkiye'nin kısa zamanda
aldığı mesafe, yeni şehircilik anlayışı, stratejik
konumu ve yönetim birikimini dikkate alacak olursak, Sassen,
listesini orta vadede yenilemek zorunda kalacak. Stratejik
şehirler listesinin ilk 3'ünde, mutlaka, ama mutlaka
İstanbul yer alacak.
Şehrimizin önde gitmesi için,
şehirlerin seçilmişleri olan biz
siyasetçilere büyük iş düşüyor.
Şehir ve insan merkezli yatırım ve hizmet
anlayışımızı hedefimize yakışır
büyüklükte ve cesaretle
sürdürmemiz gerekiyor.
Yönetimini üstlendiğimiz şehirlerin,
sahip olduğu potansiyellerden en azami derecede faydalanarak,
bunu gerçekleştireceğimize inanıyorum.
Biz, Beyoğlu Belediyesi olarak; ilçemizin
başta belirttiğim niteliklerini, bu hedefe
ulaşmak için en önemli
varlığımız kabul ediyoruz. Beyoğlu'nu;
Kültür ve Sanat'ın merkezi, insan merkezli
şehircilik anlayışının üssü
olarak yapılandırıyoruz. Sadece
Türkiye için değil, dünya için
bir merkez kuruyoruz.
İnsan merkezli stratejik yönetim
anlayışının, her bir ilçemizde, farklı
potansiyel değerlerle İstanbul'umuzu, daha, daha da
yukarılara taşıyacağına yürekten
inanıyorum.
Esen Kalın...
Ahmet Misbah Demircan Beyoğlu Belediye Başkanı
|